11 Mayıs 2008 Pazar

Usak Turkuleri

Uşak Türküleri

On Yedi Benli Şadiye
Banaz’ın Yazıtepe (İmrez) Köyünden onyedi benli Şadiyenin hikayesidir. Şadiye adındaki genç kız biriyle evlendirilir.Daha sonra ilk eşinden bir çocuğu olur.Şadiye çocuğu henüz altı aylıkken onu bırakıp komşusunun oğlu ile kaçar.Şadiyenin kaynı bunu öğrenince onun kaçtığı adamı vurup öldürür.Adamın ölüsünüde yakarak ortadan kaldırır.Bunun üzerine köyde Şadiye’ye şöyle bir türkü yakılır.
Ay bulutta bulutta Evleri Camiye yakın Ay butla giriyor
Mendilim kaldı dutta Ak gülleri sen takın Gözüm yari seziyor
Geleceksen gel gayrı Zengin kocaya vardın Geleceksen gel gayri
On yedi benli Şadiyem On yedi benli Şadiyem On yedi benli şadiyem

Neriman'ın Türküsü

Yıllar önce Sivaslı İlçesinde yemyeşil gözlü,altın sarısı upuzun saçlı güzeller güzeli bir kız yaşarmış.Havacı bir üsteğmen bu kızı görmüş sevmiş ve talip olmuş.Haberler salınmış dünürler gönderilmiş.Neriman’da teğmeni beğenmiş ve nişanlanmışlar.Birbirlerini çok sevmişler.Hasretle düğün mevsimini beklerken;teğmen bir uçak kazası geçirir ve ölür.Kara haber Neriman’a tez ulaşır.Neriman’ın dünyası kararmıştır.Hayalleri ümitleri sevdiceği hepsi gitmiştir.”Gayrı bana yaşamak haram” deyip evinden çıkar gider.Sivaslı halkı Neriman’ı günlerce arar.Tam on gün sonra kullanılmayan bir kuyuda ölüsünü bulurlar.Ailesi yanıp kavrulmuştur.Tüm yöre halkı üzülmüştür.

Ekinler ekilirken
Çiziye dökülürken
Senide benden ayırdılar
Sunada boylu Neriman
Şafaklar sökülürken

Vardım pınar akmıyor
Yar yüzüme bakmıyor
Dokuz da daldan gül kopardım
Suna da boylu Neriman
Senin gibi kokmuyor

Uşak duman sis oldu
Açan güller hep soldu
Aç gözünü göreyim
Suna da boylu Neriman
Kalbim hasretle doldu.

09 Mayıs 2008 Cuma

Usak Fikralari

Uşak Fıkraları

Allahın İşi, Bakkalın Taşı...

Köylünün biri Uşak’a gitmiş.Burma Camiinin karşısındaki bakkaldan bir şeyler alacakmış.Bakkal köylünün aldıklarını kilo yerine teraziye taş koyup taşla tartıyormuş. Köylü sormuş :
-Senin dirhemin yok mu? Neden taşla tartıyorsun demiş.
-Sus…sus…çarpılırsın.Allahın işine cami karşısındaki bakkalın taşına karışılmaz demiş.

Dağın, Taşın, Kurdun, Kuşun Kıymetini Bilelim...

Çok eski zamanlarda Yörük Uşak’a inmiş.indiğinde Uşak’taki lokantaların çoğu kapalıymış. Nedenini sormuş.
-Ramazan geldi demişler.
Yörüğün ramazanla,kurbanla ilgisi yokmuş.Aç acına yaylasına geri dönmüş.
-Amanın dostlar….Yaylamızın kıymetini bilelim Uşak’a Ramazan deye biri gelmiş ortalığı kırmış geçirmiş.Açık tek bir aşçı dükkanı bulamadım.Açlıktan öldüm.Sis siz olun Ramazan gelince Uşak’a gitmeyin.Şu yaylamızdaki kurdun,kuşun,dağın,taşın kıymetini bilelim demiş.

Vali Bey Benden Sonra Gelir...

Vilayette çalışan memuru herkes tanır. Sürekli takılırlarmış. Memurda her gün bir fıkra uydururmuş. Günlerden bir gün:
-Bu vilayette Vali bey benden sonra gelir demeye başlamış. Bu sözü sabahları günaydın yerine kullanmaya başlamış. Söz sonunda Vali beyin kulağına gitmiş. Vali bey sormuş:
-Söyle bakalım bu vilayette Validen önce kim gelir demiş.
Memur:
-Ben efendim diye yanıtlamış.
Vali:
-Ne demek o diye sinirlenirken yanıtını da almış:
-Efendim siz saat onda, on otuzda teşrif buyurursunuz. Ben ise sizden önce saat dokuzda vilayete gelirim demiş.

07 Mayıs 2008 Çarşamba

Usak Efsaneleri

Uşak Efsaneleri

Ali ile Kezban Efsanesi

Bir zamanlar Uşak civarında yaşayan varlıklı bir ailenin Kezban adında bir kızı vardır.Çobanlık yapan Ali dağ eteklerinde sürü güderken bir gün Kezbanı görür.Çoban Ali ondan sonra Kezbana vurulur.Ali yıllarca sevdasını saklar durur.Artık dayanamaz hale gelir.Var git ana Kezbanı babasından iste der annesi oğlunun kıramaz varır beyin evine muradını söyler.Bey kızar oğluna söyle …….yüksek dağların başı dumanlı olur baş döndürür.Başını yükseklerde gezdireceğine dağın eteklerinde sürüsünü gütsün dengini bulsun der.Bu hal üzerine Ali’de Kezban da derinden yaralanmışlardır.Neticede kaçmaya karar verirler gece yarısı bir pınar başında buluşurlar.Bu adara beyin adamları pusu kurmuşlardır. Orada ikisinide vururlar.

Dikilitaş Efsanesi

Vaktiyle Uşak İlinin Banaz İlçesi yakınındaki Ayrancı Köyünde çocuklu bir kadın yaşarmış, bu kadının evi köy dışındaki bir tarlanın ortasındaymış,tarlanın civarında tek tek evler varmış bir gün bu kadın yufka açıyormuş,tam o vakit kadının çocuğu ağlamaya başlamış bunu gören kadın çocuğuna doğru uzanarak neden ağladığına bakmış ve çoçuğun altına pislediğini görmüş yerinden kalkıp bez almayı üşendiği için çocuğunun altını açtığı yufkalardan biriyle temizlemiş.Tam bu sırada annesi de çocukta oracıkta taş oluvermişler.Şimdi bu olayın geçtiği yer Dikili taş mevkii olarak bilinmektedir.

05 Mayıs 2008 Pazartesi

Usak Edebiyati

Uşak Edebiyatı Uşak'ta Edebiyat

Ahmedi (1334-1413)

Asıl adı Tacettin İbrahim Bin Hızır’dır.Doğum yeri Uşak’ın Sivaslı İlçesidir.XIV. asır Anadolu Türkçesi Edebiyatının en büyük şairidir.Aynı zamanda hekim,hattat , ressam ve alim bir kişidir.Ahmedi çok sayıda kaside,gazel söyleyerek;büyük aşk ve macera hikayeleri yazarak manzum tarih ve tıp kitapları meydana getirerek,divan şiirinde nesne vadisinde ve ilim yolunda kurucu şair sıfatıyla çalışmıştır.Eserleri :Divan sanat bakımından en kıymetli eseridir.8000 beyiti aşan bir manzumedir.Kaside ve gazellerden oluşur.Çoğu Yıldırım’ın oğlu -Emir Süleyman adına yazılmıştır.

Ömer Bedrettin UŞAKLIGİL (1904-1946)

1904 yılında doğan Ömer Bedrettin Cumhuriyet döneminin saygın şairlerindendir.Ününü kaynağı halk şiirinde olan lirik dizelerinden alır.Ömer Bedrettin ilk öğrenimini Uşak’ta orta öğrenimini Sivas’ta ve İstanbul’da yapmıştır.1943 yılında Büyük Millet Meclisine Millet Vekili olarak girmiş24 Şubat 1946 yılında hayata gözlerini yummuştur.Ömer Bedrettin memleket renklerini ve manzaralarını yansıtan duygulu,zevk,şekil,kalıp ve vezin yönlerinden sağlam şiirleriyle hecenin beş şairinden biri olarak geçmiştir.
Deniz Sarhoşları,Yayla Dumanı,Sarı Kız mermerleri isimli üç şiir kitabı vardır.

Bayramda Usak

Bayramda Uşak

Bugün bayramın üçüncü günü, Uşak biraz soğuk ama olsun. Büyüklerimizin büyük çoğunluğunu ziyaret ettik, artık evde oturup küçükleri bekliyoruz :)

Kuzenlerim ev ev dolaşıp bayramlaşıyor herkesle. İyide para toplamışlar hani :) Kendilerine okul harçlığı yapacaklar sanırım...
Bayramın ilk günü Uşak kalabalık olur, insanların üzerinde bir telaş olur... Uşak insanı genelde ilk gün keser kurbanlarını. Her taraf kan, bu çağda bu görüntüleri görmek insanı üzüyor açıkçası... Ancak bunlarında halledileceğini umuyorum.

Video Çubuğu

Loading...

Slayt Gösterisi

Loading...